"Güzel müziği ayırt edemeyen insana, eşek kulağı yakışır" Apollon

6 Nisan 2011 Çarşamba

KONUK YAZAR KÖŞESİ : Muhammet Korkmaz’dan, "bir Beşiktaş yorumu" :

Bundan sonra her hafta bir konuk yazarı blogumuzda ağırlamak istiyoruz. Artık  bizi sadece okumakla kalmayıp, blogumuza yazmakta da bize katılabilirsiniz ! Yazılarınızın konusunu siz belirleyip yazdıktan sonra midaskral@gmail.com adresine göndermeniz yeterli !

Bu hafta sevgili kardeşimiz Muhammet Korkmaz’ın, Beşiktaş – Gaziantepspor, Türkiye Kupası yarı final ilk maçının ikinci yarısı oynanmadan önce yazıp bize gönderdiği yazısını aşağıda yayınlıyoruz. Kendisine http://twitter.com/#!/SLeVIN78 adresinden ulaşabilirsiniz.  

Maçın evrelerine ve sonucuna bakıldığında, konuk yazarımızın kalbinin oldukça temiz olduğu ve duasının sanki kabul edilmiş bulunduğu anlaşılıyor…

                   Beşiktaş-Milan Türkiye Kupası Yarı Final Maçı




“Sezon başına dönüp Beşiktaş’ı konuşmak bizi doğru sonuca götürecektir…

Sevgili Başkan öyle transferler yaptı ki, Real Madrid’li Guti, Inter’li Quaresma takıma dahil edilirken Sevgili Başkanımız da tribünlerdeki yerini alıyordu büyük bir onurla…

Bu transferlerden sonra içimden hayıflandım “neden Şampiyonlar Liginde yokuz ki, ahh Mustafa Denizli ahh !!!” diye…

UEFA Kupası vardı neyse ki ! Ne de olsa Guti ve Quaresma’lı takım için UEFA Kupası çantada keklikti…

Portekiz’de Porto maçından sonra, “neden olmasın !?” dedim kendi kendime ; hele ki Guti, medyadik Guti, Saba Tümer’in programında, “UEFA’yı alacak mısınız !?”  sorusuna “evet !” cevabını verince, iyiden iyiye inanmaya başlamıştım…

Devre sonuna geldiğimizde Beşiktaş,UEFA ve Türkiye Kupası’nda gruptan çıkmış ama, ligde liderden epeyce geride kalmıştı… Ve Başkan transfer bombalarını patlatti ; “Portekizli Olmayan Giremez !!!”
Bu takım bu kadar yıldızla 17 de 17 yapmalı ve UEFA kupasını almalıydı. Türkiye Kupası, olsa da olur olmasa da olurdu…

Devre arası bittiğinde 2 nci yarının ilk maçı Bucaspor’u 5-1 mağlup ederken, sezonun en iyi futbolu oynanıyor ve rakiplere gözdağı veriliyordu, UEFA’da ise, rakip Dinamo Kiev değil, yıldızlar topluluğu Manchester City idi…

Ama sonrası Dinamo Kiev’e 2 maçta toplam (uğursuz rakamımız olan) 8 gol yiyerek eleniyor, Ligde ise, şampiyonluk yarışını Fenerbahce ve Trabzonspor’a bırakıyorduk…

Şimdi bir Beşiktaşlı olarak ne yapıyorum biliyor musunuz !?  Türkiye Kupası yarı finalinde,  kırmızı-siyahlı Gaziantepspor takımına elenmemek için dua ediyorum…”

Muhammet KORKMAZ

AKÎL OLMAK VE AKILSIZ OLMAK !


*** Fotogol ve Lig Radyo’dan tanıdığımız Osman Altunterim bizi şereflendirerek, bizimle Galatasaray’ın mevcut durumu hakkında fikirlerini paylaştı. Kendisine Midas’ın Krallığı Blog olarak çok teşekkür ederiz.




“Futbolun her zaman akîl adamlara ihtiyacı var ama bu adamlara şu dönemde Galatasaray’ın ihtiyacı herkesten fazla…

Yönetiminden futbolcusuna, taraftarından profesyonellerine kadar bir akıl tutulması yaşanıyor ve bir açmaz var ortada…

Eskiden Galatasaray’da masaya yumruğunu vuran bir önder olurdu hep…

Şimdi o önder yok!

Adnan Polat devriliyor, ‘Siz ne yapıyorsunuz’ diye soran yok…

Takım yerlerde sürünüyor ‘Kendinize gelin’ diyen yok…

Taraftar birileri tarafından provake ediliyor ‘Durun, yapmayın’ diyen yok…

Profesyoneller koca kulübü siyasetin kucağında dans ettiriyor, onlara ayar veren de yok…

Bu kadar yokluğun içinde elbette bir yönetim değişikliği herşeyi değiştirmeyecek…

Maalesef ama maalesef Galatasaray’ın bir Ali Sami Bey’e… Bir Metin Oktay’a… Bir de Alpaslan Dikmen’e şiddetle ihtiyacı var !

Yani akîl adamlara, akîl olanlara ihtiyacı var…

Yoksa kim gelirse gelsin sonu Polat’tan farklı olmayacak..
-
-
NOT: UltrAslan’ın Galatasaray’da yaşananlar sırasındaki duruşuna saygı duyuyorum.. Onların gösterdiği tavrı keşke Galatasaray kongre üyeleri de gösterseydi… Ne zaman ne yapmaları gerektiğini bilen ve protestosunu saygı ile Galatasaray ahlakına yakışır şekilde yapanları ayakta alkışlıyorum…”

Ali Osman Altunterim

Re Re Re, Ra Ra…..Galatasaray’a Neler Oluyor?!



Bilim kurgu filmlerini ilginç kılan, insanların hayal gücünün sınır tanımamasını göstermeleridir. Bu tür filmleri herkes sevemez, çünkü gerçek hayatta yaşanabilecek şeyleri yansıtmadıkları için bir türlü hikayeye kendilerini veremezler. Bu sezon Galatasaray’ı izleyen futbol severler de kendilerini gerçek hayatla alakası olmayan bir bilim kurgu filmi izler gibi hissediyorlar ! Hani nükleer savaş gibi bir felaket olur ve hayatta kalan az miktarda insan yiyecek ve barınak için savaşırlar ya, Galatasaray’ın içi de dışı da bu tür filmleri anımsatıyor.

Size durumun vahametini anlatacak çok basit bir analiz sunmak isterim. Galatasaray şu anda Süper Lig’de küme düşme hattından 12 puan ilerde olabilir. Ama bu durumu kesinlikle Galatasaray’ın normal şartlarda küme düşme hattında olması gerektiği gerçeğini değiştirmez. Şu anda 33 puanla Galatasaray Bundesliga’da küme düşme hattından 5 puan, La Liga’da 4, Serie A’da 3, Ligue ve Premier League’de 1’er puan ilerisinde olurdu. Oynadığı 27 maçta 14 mağlubiyet alarak Süper Lig ve kendi tarihinin en kötü sezonunu geçiriyor. En son Fenerbahçe bu kadar kötü duruma düştüğünde 79-80 sezonuydu ve Ziya Şengül’ün takımın başına geçmesinden sonra averaj ile küme düşmekten kurtulmuştu.

Galatasaray’ın yeni sportif direktörü Cüney Tanman bir beyanatında ‘biz 14 sene şampiyon olamadık ama böyle tepki görmedik’ demişti. Kulübün 1967 – 1981 yılları arasında şampiyon olamaması doğru. Fakat burda unutulan etken o zamanlardaki beklentinin ve imkanların şu andakilerin dörtte biri kadar olmadığı. Bir UEFA şampiyonluğu ve uzun seneler rakipleri karşısında üstünlük gösteren bir takım kötü bir sezon geçirebilir, ama hiç bir zaman bu kadar dibe vurmamalı. Spor medyasında takımın şu anda bulunduğu durumu açıklayan yazıların bir kısmını sizinle paylaşmak isterim:

_____________________________________________________
Osman Tanburacı:
Maç öncesi Galatasaray takımının sabah yürüyüşünü izledim. Sanki cenazeyi takip eden kortej gibiydiler. Ses yok, soluk yok herkes tıs pıs… Bu takımın hayat fonksiyonları durmuş. Sahada da üzerine ölü toprağı serpilmiş!

http://yenisafak.com.tr/yazarlar/?t=05.04.2011&y=OsmanTanburaci

Gökmen Özdemir:

İster 3, ister 5 hocayla çalışın, ister Ali Turan’ı, ister ayakta duramayacak haldeki Kewell’ı yıldız diye yedirmeye çalışın, elbet bir gün yaldızlarınız düşecek, elbet bir gün karşılaşacaksınız.. Galatasaray’ın bu sezon ki hali gerçeklerle yüzleşen bir insan portresidir.. Ne yazık ki Antalya maçı bu sezonun son işkencesi değildi G.Saray için.. Daha 7 maç var..

http://haber.gazetevatan.com/Haber/369230/1/Gundem

Rıdvan Dilmen:

Oyuncular ve takım iflas etmiş durumda. 2 yıldır söylüyorum. Galatasaray’da oyuncu kalitesinden çok profesyonellik anlayışında sorun var. Oyuncunun önce kalbi olacak. Profesyonel olacak. Bir oyuncu kötü oynayabilir, kötü pas atabilir ama kötü koşamaz. Kötü mücadele edemez. Bugün G.Saray’ın en iyi oyuncusu, en güvenilir futbolcusu dediğimiz Milan Baros 62 maçta 22 kart görmüş.

http://www.fotomac.com.tr/Yazarlar/ridvandilmen/2011/04/05/gsarayli-oyuncular-fisi-cekmis
______________________________________________________

Yukarıdaki yorumları okuduktan sonra G.Saray’daki durum durumu gittikçe kötüye giden bir hastanın kalp atışlarını ölçen bir cihazı hatırlatıyor. Her oynanan maç daha yavaş gelen bir ses halinde ilerliyor. Peki bu kadar kötü duruma nasıl gelinir ? Her düşüşün bir kalkışı olacaktır elbet ama bu düşüşten kalkmak için bir süper kahramana ihtiyaç var gibi gözüküyor.

G.Saray tam 3 sezondur şampiyonluk yarışından uzak kalıyor. Sayısız teknik direktör değişikliği, yabancı ve yerli transferler ve en sonunda sportif direktör değişikliklerinden sonra yönetim de takıma veda ediyor. Taraftarı en çok üzen şey şu anda takım için her hangi bir umut olmaması. Hiç bir gelecek vaad eden genç yetenek yok, oluşma aşamasında olan bir ekol yok ve bu nedenle de bu başarısızlığa bir bahane bulunamıyor.

Okuyucu Sorusu: Sizce Galatasaray’ın bu duruma gelmesinde en büyük sorumlu kim ? Arda’ya haksızlık yapılıyor mu ? Takımı toparlamak için neler yapılmalı ? Düşüncelerinizi ve yorumlarınızı bekliyorum.