"Güzel müziği ayırt edemeyen insana, eşek kulağı yakışır" Apollon

12 Aralık 2010 Pazar

Bir Zincir En Zayıf Halkası Kadar Güçlüdür



Ankaragücü 2 – Fenerbahçe 1

Fenerbahçe deplasmanlarda kan kaybetmeye devam ediyor. Ankara deplasmanları uzun süredir Fenerbahçe’ye zor geliyor. Bunun üstüne soğuk karlı bir hava ve ateşli Ankaragücü taraftarı eklenince Fenerbahçe için mağlubiyeti de beraberinde getirdi. Fenerbahçe deplasman maçlarında sadece Konya’da galip gelerek geri kalan 5 maçının hepsinde puan kaybetmiş. Şampiyonluğa oynayan bir takım deplasmanda bu kadar puan kayıpları yaşarsa hedefinden kopmuş demektir.

Maça gelirsek gol yiyene kadar Fenerbahçe’nin çoğunlukla oyuna hakim olduğunu görüyoruz. Yaklaşık 60 dakika topla oynama oranı % 70 olan bir takımın gol atamaması aslında Fenerbahçe’nin sorunlarını anlatıyor. Ankaragücü çoğunlukla maçı kendi yarı sahasında kabul etti ve bazılarının 60’ların futbolu olarak belirlediği sistemi 60 dakika sürdürdü diyebiliriz. Bu derece kalabalık defans yapan takımlara karşı ya maçı kanatlara taşıyacaksınız ya da uzaktan şut atacaksınız. Maç boyunca Cristian, Emre ve Mehmet Topuz’un uzaktan etkisiz şutları ile birlikte Niang’ın çok şık vurduğu ve direkten dönen bir top gördük. Fener’in esas başarılı yaptığı şey özellikle Dia ile topu kanatlara taşıyıp beklerine orta yapmaları için boş alan yaratmalarıydı. Fenerbahçe genelde iyi oynamasına rağmen iki bekinin defalarca harcadığı kanat ataklarından dolayı golü bulamadı ve en sonunda direncini kaybetti diyebiliriz. Yazının başlığında belirttiğim gibi Fenerbahçe Ankara deplasmanında iyi bir zincir görünümü gösterse de maçın skorunu en zayıf halkaları olan iki beki belirledi.

Gökhan Gönül ligimizde oynayıp Avrupa’da başarı sağlayacak tek futbolcu olarak gösteriliyor. Gökhan takımı için herşeyini veridiği ve büyük çaba gösterdiği için taraftarın asla ıslıklamadığı oyunculardan. Fakat bu oyuncunun maalesef uzun süredir performansının üstüne katamadığını görüyoruz. Topu ileriye taşıyıp, sağ kanattan içeriye girerek pozisyon yaratmakta takımına katkı sağlasa da, aynı verimi yaptığı ortalardan  göremiyoruz. Caner’e dönersek takıma yarardan çok daha fazla zarar verdiğini söylemek gerek. Uzun süredir sanal ortamların dalga konusu olan Sabri’nin performansının çok daha altında bir performans sergileyen bir Caner görüyoruz sahalarda. Yaptığı her ortanın önündeki rakip oyuncuya çarptığı, kaleciye ya da auta gittiği bir sol bekin asla şampiyonluğa oynayan bir takımda ilk on birde olmaması gerekiyor. Caner’in en büyük sorunu top ayağına geldikten sonra bilinçsiz bir şekilde hamle yapmaya çalışması. Nitekim forvette takıma verdiği zarardan sonra defansta da rakibini kaçırarak ilk golün yenmesindeki payı büyükdü.

Fenerbahçe için herşey negatif değildi elbette. 45 dakika oynadığı etkili oyunu 60 dakikaya taşıması ve Dia’nın ilk on birde başlaması doğru hamlelerdi. Özellikle ilk yarıda Emre – Cristian ikilisi defansı çok iyi toparlayıp boşlukları doldurmakta çok etkiliydi. Fener etkili oyununu oynadığı dönemde gol bulamazsa yeniliyor. İlk yarıda oynadıkları oyunu ikinci yarıya da taşıyabilirse ikinci devre şampiyonluk yarışına daha fazla yaklaşacaktır.

Futbolcularının 11 aydır paralarını alamadığı Ankaragücü 7 maçdır kazanamıyordu.Ümit Özat Ankaragücü’ne geldiğinden beri oynadığı her maçda Fener’den puan almayı başardı. İlk yarıda takımı baskı yerken sakız falına baktıktan sonra kenarda rahat bir Ümit Özat izledik. Kendisi de Fenerbahçe’de sol bek oynarken yaptığı etkisiz ortalardan çok eleştirilirdi. Fakat unutmamak gerek ki Gökhan Gönül etkili ortalar yapabilse Real Madrid’de oynardı. Aynı şeyleri Caner için söylemek çok zor.

2 yorum:

Maçanın Papazı dedi ki...

bu sen şampiyonluk şansımızın bittiğini düşünüyorum

Lacorte dedi ki...

3 buyukler bu sene hikaye. Volkan bu mac bayagi kotuydu. 2. gol ne oyle??