"Güzel müziği ayırt edemeyen insana, eşek kulağı yakışır" Apollon

10 Kasım 2010 Çarşamba

BERND SCHUSTER NİHAYET ANLADI AMA ... !



“Rakipler defans yapıp, hata yapmamızı bekleyerek oynamaya geliyorlar. Biz bu şekilde oynamak istemiyoruz ama Türkiye’de anlayış böyle. Üst sıradaki takımlar da, Trabzonspor ve Kayserispor defans yapıp, rakibin hatasını kolluyorlar...”

Aynen öyledir be Sevgili Hocam ! Ama sen bunu anlayana kadar da Beşiktaş maalesef epey puan kaybetti.

İşte bu “anlama” meselesi, Türk futbolunda hem transfer eden takım bakımından, hem de transfer edilen “yıldız” teknik direktör veya futbolcu için çok önemli bir problem.

İspanya’da futbol oynamış olan Oktay Derelioğlu bir televizyon programında, Daniel Guiza transferi için “İspanya’daki futbol anlayışı ile Türkiye’deki çok farklı. Rakip takımlar orada hiç bir maçta onun için özel önlemler almazlar. Ama burada her maçta başına iki adam dikeceklerdir. Göreceksiniz Guiza, Mallorca’da attığı gollerin yarısını dahi Fenerbahçe’de atamayacaktır !” demişti. Nitekim, öyle de oldu. Fenerbahçe’nin Fransa gol kralı olan yeni transferi Niang da, iki üç maçtan sonra, “Türkiye’de oynanan futbol anlayışı çok farklı, buna alışmaya çalışacağım !” beyanatını verdi.

Örnek çok ! “Yıldız” teknik direktörler ve futbolcular, kendi alanlarındaki analayışları, yetenekleri ve stilleri ile önemli olmuş, yetişmiş insanlar.Türkiye’ye doğal olarak yeni bir şeyler öğrenmek için değil, kendilerini önemli yapan anlayışlarını, yeteneklerini ve stillerini sergilemek için geliyorlar. Ama her şapkanın her kafaya uyabilmesi mümkün değil. Nitekim, Türkiye’deki rakiplerinin bir çoğu, kendi futbol anlayışlarını ortaya koymak yerine, oyun stratejilerini öncelikle onların anlayış ve yeteneklerini bozmak üzerinden kurunca da ne yapacaklarını şaşırıyorlar.

Türkiye’deki futbolu kendi düşüncelerine göre değiştirebilmeleri mümkün olamayacağına göre, onların bu futbola uyum sağlayarak yeteneklerini göstermelerinden başka seçenekleri yok. Aksi taktirde, çok sayıda yabancı “yıldız” gibi, bavulları yüklü tazminatlarla dolu olarak Türkiye semalarından başka yörüngelere doğru kaymaları kaçınılmaz oluyor.

Bu bağlamda bence “yıldız” transferinde dikkat edilmesi gereken en önemli husus, onların futbol yeteneklerinin ne kadar üstün olup olmadığı ve insan olarak kebapta, rakıda, balıkta v.b Türkiye’ye ne kadar uyum sağlayabileceği değil, ama yeteneklerini ülkemizde oynanan futbola da uyumlandırabilmek becerisini gösterebilip, gösteremeyecekleri meselesidir. İstatistiklere baktığımızda, bunun hiç de kolay olmadığı (hatta 'uluslararası yıldız' klasmanına uygun teknik direktörlerden Jupp Derwall ve futbolculardan Hagi dışında, mümkün de olamadığı) açıkça ortadadır.

Son söz olarak, beyanatının sonunda, “... bu sonuçlara rağmen bizim anlayışımızda bir değişiklik olmayacak. Olacaksa da, bunu yapacak kişi ben olmayacağım” diyen Bernd Schuster’e başarılar diliyorum. İnşallah o da, Türk futbolundan kayan bir başka yıldız olmaz !

2 yorum:

çiğdem dedi ki...

Sevgili Midas,benim düşünceme göre Bernd Schuster bavulunu hazırlamaya başlasa iyi olur. Bu düşüncesiyle Türkiye'de daha fazla kalamaz.Biran önce şu yabancı yıldız sevdamızdan vazgeçmemiz gerekiyor gibi geliyor bana.

Lacorte dedi ki...

Sevgili Midas;
Yok daha "nihayet anlayamamis". Gercekten Besiktas'in durumu icler acisi... Ilginc bir sekilde, "bu sorunu nasil cozecegimizi bilmiyorum" diyebiliyor. Herkes soyluyor, onlari biraz dinlese cozer ama nerde... (cunku o bir Bernd Schuster)