"Güzel müziği ayırt edemeyen insana, eşek kulağı yakışır" Apollon

23 Kasım 2010 Salı

KUANTUM TEORİSİNİN BELİRSİZLİK İLKESİ : FENERBAHÇE

Atom altı parçacık fiziğindeki olaylar, klasik fiziğin kuralları ile açıklanamaz. Örneğin klasik fiziğe göre, ışık ya dalgacıktır, ya da parçacık. Ama kuantuma göre, aynı zamanda hem dalgacıktır, hem de parçacık. Klasik fiziğe göre, bir şey ya mümkündür, ya değildir. Kuantum fiziğine göre ise “her an her şey olabilir”. İşte bu, “kuantum fiziğinin belirsizlik ilkesi”dir : Yani Fenerbahçe !

Fenerbahçeli bir arkadaşım Bucaspor maçının devre arasında telefon etti ve “abi 3-0 öndeyiz, artık bu maçı kazanırız herhalde değil mi !?” diye yarı alaylı sordu. “Sözkonusu Fenerbahçe ise maç bitmeden hiç bir şey belli olmaz, her an her şeyin olabilmesi mümkündür !” dedim. Nitekim maç bittikten sonra, son 10 maçında galibiyet yüzü görememiş Bucaspor’un teknik direktörü Samet Aybaba, "5 gol yedik ama, maçı 5-5 berabere ya da 6-5 lehimize bitirebilirdik” dedi. Allah için haklı da !

Maç bitti, kimse Fenerbahçe’nin ligin en zayıf takımı Bucaspor’u ne biçim 5’lediğini konuşmuyor. Taraftarlarda yine bir burukluk var. Maçtan sonra, “oha yani, bu kadar da pozisyon verilir mi, Bucaspor süper ligde ilk kez bu kadar gol pozisyonuna girdi !” tarzı yorumlar yapılıyor.

Maçtan önce, Bucaspor'un 12 maçta 5 gol atıp 13 gol yemiş olmasına karşın, Fenerbahçe 30 gol atmış ama, 16 gol yemişti. Yani Fenerbahçe'nin yedikleri Bucaspor’dan 3 fazla idi. Maçta Fenerbahçe 5 atmasına karşın, 2 yiyerek, yenilen goller sıralamasında 17. sıradaki Bucaspor ile eşitlenmeyi başardı (!). Fenerbahçe şu an, ligin 18 takımının 9’undan daha fazla gol yemiş durumda bulunuyor.

Son 5 maçında 1 gol atabilmiş olan Bucaspor ise, Şükrü Saracoğlu Stadında 2 gol attı ama 4 çok net gol pozisyonundan da yararlanamadı.

Öte yandan, 35 gol ile ligin en fazla gol atmış olan takımı Fenerbahçe, liderden de 6 gol fazla atmış olmasına rağmen, ondan puan geride ve 4. sırada.

Bir de, bu sezon maçlar 1 devre oynansa imiş, Fenerbahçe 8 puan ilave ile 32 puana ulaşarak lider olurmuş.

“Bu ne acaip bilmece, yıllar geçse de ne gündüz biter ne gece !?”

Teknik direktörler değişiyor, takım kadroları değişiyor, yıllar geçiyor, ama Fenerbahçe’nin bu gizemli kimyası asla değişmiyor.

Bu takım son 5 yıl içinde, son maçlarında 2 kez şampiyonluğu kaybetti.

27 sene boyunca, 7 kez final oynamasına rağmen, Türkiye Kupasını her defasında rakiplerine hediye etti.

Bütün derby maçlarında üstün başarılar gösterdiği sezonlarda, küme düşen en zayıf rakiplere bonkörce puanlar dağıtarak zirveden uzaklaştı.

Öte yandan, ligi liderden 9 puan geride 3. bitirdiği 1995-1996 sezonunda, 30 Ekim 1996 tarihindeki Şampiyonlar Ligi deplasman maçında, Avrupa Kupalarında tam 40 yıldır kendi sahasında yenilmemiş olan Manchester United’ı 1-0 yenerek karizmasını çizdi. (İngilizler de Fenerbahçe’nin bu gizemli kimyasını anlayamadıklarından, ‘bu yenilmezlik elbet bir gün sona erecekti ama, bunun Afrikalı, Balkan ve Türkler’den oluşan ve ne oynadıkları anlaşılmayan acaip bir takım tarafından gerçekleştirilmesi bize çok acı verdi’ demişlerdir.)

2001-2002 sezonunda ligi 3 puan farkı ile 2. bitiren ama Avrupa Şampiyonlar Liginde “sıfır puan” çekmiş olan Fenerbahçe, ligi 6 puan farkla 2. bitirdiği 2007 – 2008 sezonunda ise, Avrupa Şampiyonlar Liginde beklenmedik şekilde fırtına gibi esip, finali şanssızlıkla kaçırmıştır.

1999-2000 sezonu ise, bir başka alemdir Fenerbahçe için ! Türkiye Kupasında Pendikspor’a yenilerek elenmiş ve ligi, Şampiyon olan Galatasaray’ın tam 18 puan gerisinde, 4. olarak bitirmiştir. Ama, Ali Sami Yen deplasmanında, karikatürlerde kalesi yerine basketbol potası çizilen ve tarihi fark yemesi beklenen aynı Fenerbahçe, Galatasaray'ın UEFA kupasını kazanan efsane kadrosunu, rakip sahaya neredeyse hiç geçememiş olmasına rağmen, 1-0 yenmeyi de başarmıştır.

2001-2002 sezonunu, Malatyaspor’un 1, Gaziantepspor’un 6, Gençlerbirliği’nin 15, Galatasaray’ın 26 ve Şampiyon Beşiktaş’ın 34 puan gerisinde ve 6. olarak bitiren Fenerbahçe, aynı sezonda, büyük bölümünü 10 kişi oynadığı maçta ezeli rakibi Galatasaray’ı tarihi bir farkla 6-0 yenerek hezimete uğratabilmiştir.

2003-2004 sezonunda, lider Beşiktaş’tan 11 puan gerideyken ve teknik direktörü Daum “yeni bir takım oluşturuyoruz, başarılar ileride gelecek” derken, yine doğaüstü güçlerin işe karışmasıyla, Beşiktaş’ın Samsunspor karşısında 5 oyuncusunun kırmızı kart görüp hükmen yenik sayılması ve 1-1 sonuçlanan Rizespor maçının son dakikalarındaki kural hatası nedeniyle tekrarında maçı bu kez 4-1 kazanması ile başlayan süreç sonucunda Fenerbahçe, kendinin de beklemediği şekilde, Şampiyon oluvermiştir. Ama, esas şampiyonluğun hedeflendiği ve cepte görüldüğü 2005-2006 sezonunun son maçında ise, malum Denizlispor trajedisi yaşanmıştır.

Her nesil Fenerbahçe taraftarının hafızalarında verilecek o kadar çok tuhaf örnek var ki, saymakla bitmez.

2003-2004 sezonunda, “kabahat ne yönetimlerde, ne teknik direktörlerde, ne de futbolcularda, bu acaipliklerin arkasında olsa olsa büyü vardır” düşüncesi ile Fenerbahçe stad müdürünün bulduğu bir medyum, elindeki bir şişe sidiği sahanın orasına burasına dökerek büyüyü bozmaya çalışmış, ama başarılı olamamıştır.

Acaba bu büyüyü bozabilmek için sidikten daha yoğun ve daha güçlü bir maddeye mi ihtiyaç var !?

1 yorum:

çiğdem dedi ki...

Sevgili Midas, evet Fenerin maçlarının sonucu belli olmaz, Fener bu deyip geçiyoruz sanki Fenerlilik böyleymiş gibi.. Daha yoğun ve daha güçlü madde ''ruh'' olmasın...