"Güzel müziği ayırt edemeyen insana, eşek kulağı yakışır" Apollon

8 Kasım 2010 Pazartesi

“İPOTEKLİ YILDIZ” : KAPTAN ARDA

Ülkemizde malum, “yıldız futbolcu” kolay yetişmiyor. Belki de bu nedenle, kırk yılda bir öz kaynaklarımızdan bir yıldız doğmaya başladı ama, “görmemişin oğlu olmuş ...” misaline döndük !

“Kalite” bir bütündür. Özellikle de “yıldız”lık, toplam kalite gerektirir.

Arda Turan, salt futbolculuk yetenekleri ile değil, sevimli, terbiyeli ve “iyi insan” kişiliği ile de, “toplam kalite” olarak “yıldız” niteliklerine sahip. Nitekim, Galatasaray taraftarı olmayan futbolseverler de onu, bir Metin Oktay’a, bir Rıdvan Dilmen’e, bir Metin Tekin’e olduğu gibi, sevgiyle, ilgiyle, beğeniyle izliyorlar. Bütün futbolseverlerin, Arda Turan’ı kendi takımlarında oynarken görmek istediklerine ya da önemli bir yabancı takımda oynadığı taktirde başarıları ile ulus olarak herkesin gurur duyacağına eminim ; çünkü o hepimizin yıldızı.

O halde yapılması gereken, yeteneklerini daha fazla gösterebilmesi ve daha da geliştirebilmesi için, ona destek olmaktan, onun önünü açmaya çalışmaktan ibaret olmalıdır.

Oysa “kaptanlık”, tam da tersine, Arda’nın futbolculuğunu sınırlayıcı ve lüzumsuz bir yükten başka bir şey değildir.

Sayılamayacak kadar fazla örnekte görüldüğü gibi, çok başarılı bir cerrah’ı, hastahaneye “başhekim” yaptığınız zaman, hem başarılı bir cerrah’tan mahrum kalmanız, hem de başarısız bir başhekim’e mahkum olmanız mukadderdir. Çünkü o kişi, yönetici olarak değil, hekim olarak yetiştirilmiştir.

Arda’nın “yıldız”lık kariyeri ve geeceği de, “kaptanlık” ile bağlantılı değil, “futbolculuk” kalitesi ile ilgilidir.

Öte yandan, ülkemizde “kaptan” sıfatının, futbolcuya nimetten çok külfet ve risk getirdiği de malumdur. Özellikle büyük takımlardan birinin kaptanı iseniz, her hareketiniz, her davranışınız büyüteç altına alınacak ve özel hayatınızın dokunulmazlığı gibi bir hakkınız olmayacak demektir. Hele takım kötüye gitmeye başlar ise, o zaman tam anlamıyla “hapı yuttunuz” demektir. Hatta, Fenerbahçe’nin değerli kalecisi ve değerli kaptanı Rüştü Reçber misali, bir takım “yaşam formları”nın, tekmeli yumruklu insanlık dışı saldırılarına bile uğrayabilirsiniz.

Kaldı ki, bu konuda herhangi bir tecrübeye sahip olmayan 21 – 22 yaşındaki bir gencin, bütün düzgün kişiliğine ve iyiniyetine rağmen, birdenbire yüz küsur yıllık bir takımın kaptanlığına getirilmesi halinde, hata yapmamasının mümkün olabileceği düşünülebilir mi !?

Ayrıca, bu kadar yaşanmış örnek varken, kaptanlık yükü ve baskılarının, Arda’nın futbol yeteneklerini sergilemesinde ve geliştirmesinde, en azından olumsuz yönde bir risk oluşturabileceğini, bunca yılın deneyimli Kulüp Başkanı ve Yöneticileri öngörememiş olabilirler mi !?

Bence bu sorunun cevabı, kesinlikle “hayır !”dır.

Peki o halde bu “yıldız”, üstelik kendinin de böyle bir isteği, talebi ve ısrarı olmamasına rağmen, neden rahat rahat futbolunu oynaması yerine, böyle bir baskı altına sokularak riske atıldı !?

“Endüstriyel Futbol”da, kulüp olsun, futbolcu olsun, “profesyonellik” esastır, “para kazanmak” esastır. Eh, bu şartlar altında da, futbolcunun da önce kendi çıkarlarını düşünmesi gayet doğal. Nitekim Galatasaray kulübü, Okan, Emre transferlerinden beş para nemalanamamanın acısını yaşadı. Bu bakış açısından bakılırsa, bu gün Arda futbolcu ticareti açısından onlardan daha değerli bir “ticari meta”dır.

O gencecik bir yıldız, kulüp ise ekonomik krizde, bu pazar da kurtlarla dolu ! Ya birileri aklını çeler de, o da bonservis bedelsiz çekip giderse !? Hele hele olmayacak şey değil ya, bir de yurt içindeki ezeli ve ebedi rakiplerden birine giderse !? İşte asıl o zaman “yanar gülüm keten helva” !

Bu kabuslardan kurtulmak için işte size “zekice (!)” bir çözüm : Arda’yı kaptan yapmak !

Koyarsınız yıldızınızın üzerine kaptanlık ipoteğini olur biter. Öyle ya, profesyonel bir futbolcunun kendinde “hak” olarak görebileceklerini “Galatasaray Kaptanı”nın kendinde görebilmesi mümkün değildir. Herhangi bir başka futbolcu yapabilir ama, “Galatasaray Kaptanı”, kulübüne sağlam bir para kazandırmadan kulübünü terk edemez. Hele de yurt içinde rakip bir kulübüne gitmek gibi bir başka “şerefsizlik (!)” de asla yapamaz. Mazaallah böyle bir şey yapmaya cüret ederse, anında “vatan haini”nden de beter edilir. Bu manevi baskı, futbolu için olumsuz risk doğurabilir ise de, işin içinde büyük para beklentileri oldukta, korkulu rüya görmektense “yıldız”ı sağlam kazığa bağlamaktan başka çare yok !

Yahu şu genç yeteneği rahat bıraksanız, hem gençliğinin tadını çıkarsa, hem de keyifle futbolunu oynasa da , bizler de zevkle onu izleyebilsek. Arda Turan düzgün bir insan, üstüdeki baskılar kaldırılırsa günü gelince gerçek bir kaptan da, kulübün başkanı da olur zaten. (Ki, inşallah da olur !).

Kaydırmaya uğraşacağınıza, bırakın da “yıldız” kendi doğal yörüngesini kendi bulsun ve ışığı daha da parlasın ...




1 yorum:

çiğdem dedi ki...

Sevgili Midas, Arda ile ilgili yorumları dinlerkenezeli rakip bir takımda oynasa bile gerçekten bir futbolsever olarak büyük üzüntü duyuyorum.Böylesi yetenekli bir futbolcunun gözgöre göre yıpratılması hatta futboldan soğutma noktasına gelmesi yöneticilerin kulüplerinin başarısından çok,meta olarak gördükleri futbolcular üzerinden ne kadar para kazanacağının hesabını yapması, senin deyiminle Endüstriyel Futbol'un geçerli olduğu bu düzende sanırım sadece biz taraftarlar amatör kaldık...