"Güzel müziği ayırt edemeyen insana, eşek kulağı yakışır" Apollon

23 Kasım 2010 Salı

"TAKIM" ANALOJİLERİ - 1 : ORKESTRA


Orkestra, çeşitli enstrumanın birlikte müzik yaptığı, çalgılar topluluğudur.

Orkestra çalgıları ses rengi, yapı ve sesin elde ediliş yöntemine göre dört ana kümeye ayrılırlar : "Tahta Üflemeli Çalgılar, Bakır Üflemeli Çalgılar, Vurmalı Çalgılar, Yaylı Çalgılar".

Orkestralar yukarıda saydığımız enstrümanların farklı sayılarda birleşiminden oluşabilir.

Her enstrüman grubunun farklı teknik özellikleri, tınısı ve önemi vardır.

Besteci ifade etmek istediği konuyu ya da duyguları bu enstrümanların ses tonlarına veya çalınma tekniklerine göre kendine en yakın şekilde, belirli bir teknik bilgi ve mantık içerisinde kullanır.

İyi bir orkestra kurulabilmesi için, elemanlarının teknik olarak enstrumanını kullanmada yeterli olmasının yanısıra, genelde müzik kültürüne sahip olması, ekip çalışmasına uygunluğu ve orkestraya uyumu şarttır.

Orkestra elemanları müzik okullarında (konservatuarlarda), genel müzik kültürü eğitimleri kapsamında, biyolojik / fiziksel yapılarının, yeteneklerinin en elverişli olduğu, en çok verimli olabilecekleri çalgı branşlarında eğitilerek yetiştirilirler.

Bu eğitimi almamış ancak çok yetenekli “alaylı” müzisyenler de, sonradan bu eğitimleri bir şekilde alıp özümleyemedikleri taktirde, başarılı bir orkestra üyesi olabilmeleri mümkün değildir.

Önemli orkestraların, başka orkestralardan farkı tecrübeli elemanları aralarına katmalarının dışında, en önemli ve sürekli kaynakları, gençlerden kurulu A2 orkestralarında tecrübe kazandırdıkları ve arada ana kadroda şans verdikleri, yetenekli ve eğitimli genç müzisyenlerdir.

Orkestranın önderi “orkestra şefi”dir. Görevi, orkestrada eşgüdümü sağlamak ve çalgı sanatçılarını anlatım açısından yönlendirmektir.

Orkestra şeflerinin işlerinin yüzde 95'i provalardadır. Sesleri en çok 'yanlış çalıyorsunuz', 'çok hızlı', 'daha yavaş' şeklinde provalarda duyulur. İyi prova çalışmaları yapmış bir orkestra şefsiz çalabilir ama iyi bir provayı şefsiz yapamaz.

Farklı nitelikte müzik enstrümanlarının çıkardığı sesler gibi, liderin yönetimi altında bulunan çalışanlar da farklı karakter, eğitim ve değerlere sahip olmaları için farklı sesler önemlidir. Bu nedenle farklı sesler normaldir.

Orkestra şefi, müzisyenliğinin yanında yöneticidir ve asla unutmaması gereken şey, orada çalanların "mobil aletçalarlar" değil, insan olduklarıdır. İyi bir ordu komutanının tüm neferleri tek bir pota içerisinde ayrı ayrı düşünebilmesinin gerekliliği gibi, ruh halleri, geçmişleri ve yaşantıları farklı olan bir topluluğun başında bulunan şefin de, orkestranın sadece bir bölümüne değil, ekibin tümüne hitap edebilmesi gerekir.

Orkestrada her saz için onların önüne konmuş nota’lar vardır. Bu bakımdan tek tek her orkestra üyesi neyi, nasıl seslendireceğini bilmektedir. Ama orkestra şefleri tek tek orkestradaki her bir sazın ne çalacağını ya da nasıl davranacağını bilmek zorundadır.

Bir orkestrada çoğu zaman on veya on iki çalgı aynı anda farklı notalar çalarlar. Bu kaos içinde yönetimin bir an bile yitirilmemesi gerekir. İyi bir orkestra şefi aynı anda farklı yirmi sekiz çalgının seslerini ayırt edebilmeli, dilediği sese konsantre olarak onun hatasını görürken, orkestrayı idare etmeye devam edebilmelidir.

İşte bu farklı sesleri “bütünlük içindeki çeşitlilik” olarak güzel bir armoni halinde bir araya getirmek ve sunabilmek orkestra şefinin görevi olmaktadır. Kısacası orkestra şefleri bir esere ruh ve kişilik kazandırırlar. Başarılı bir şef, gücünü, “elindekinden en iyisini çıkarmak” adına kullanarak, en iyi performansı elde edebilendir.

Orkestra şefleri Konsevatuvarlarda “Kompozisyon ile Orkestra Şefliği” bölümlerinde eğitim alarak yetiştirilirler.

Uluslararası öneme sahip bütün önemli orkestraların başında o orkestraya uzun yıllar hizmet vermiş ve ismi o orkestra ile özdeşleşmiş şefler bulunmuştur :
Zubin Mehta (New York Filarmoni): 13 yıl, George Solti (Chicago Senfoni): 22 yıl, Herbert Von Karajan (Berlin Filarmoni) : 35 yıl

“Concertmaster / Birinci Keman” ise, orkestrada keman grubunun lideri olduğu gibi, aynı zamanda da orkestrayı temsil eder. Concertmaster, orkestra ile şef arasındaki iletişimi sağlar, orkestranın birliğinden, bütünlüğünden sorumludur. Sahnede, konser için tüm çalgıların akordu onun önderliğinde yapılır. Orkestranın birliği ve bütünlüğü için, concertmaster’ın, sanatındaki yetkinliğinin yanı sıra, kimlik ve kişiliğinin de, tüm orkestra elemanlarınca onaylanan kalitede olması son derece önemlidir.

Ayrıca, keman grubunda olduğu gibi, her çalgı grubunun, grubun hem kendi içinde hem de tüm orkestraya uyumundan sorumlu bir lideri vardır.

“Orkestra” hakkında anlattıklarımızı şimdi “konumuz futbol”a adapte edersek, sadece kavramları aşağıdaki şekillerde dönüştürmemizin yeterli ve bir futbol takımının nasıl olması gerektiğini açıklayıcı olacağı kanaatindeyim.

Orkestra = Takım,
Orkestra Elemanları : Futbolcu,
Çalgı grupları : Mevkiler (Kaleci, defans, orta saha, forvet),
Müzik Okulları / Konservatuarlar : Futbol Okulları / Altyapılar,
Besteci : Başkan ve kulüp yöneticileri,
Şef : Teknik Direktör,
Orkestra Şefliği Bölümü : Teknik Direktörlük Kursları, Zubin Mehta (New York Filarmoni): 13 = Van Gaal (Ajax) : 7 yıl, George Solti (Chicago Senfoni): 22 yıl = Arsene Wenger Arsenal) : 14 yıl, Herbert Von Karajan (Berlin Filarmoni) : 35 yıl = Alex Ferguson (Manchester United) : 24 yıl
Concertmaster / Birinci Keman : Takım Kaptanı,
Çalgı grubu liderleri : Mevki liderleri .

1 yorum:

çiğdem dedi ki...

Eeeee Midas, buna göre Fenerbahçe Sulukule Çalgı gurubumu acep???..